Rektum Kanseri

Rektum Kanseri

Rektum, kalın bağırsağın (kolon) son 12-15 cm bölümüdür. Rektum kanseri, rektumun iç yüzeyini kaplayan hücresel örtüden (mukoza) gelişir. Kolorektal kanserler A.B.D.’de erkeklerde ve kadınlarda 2. en sık kansere bağlı ölüm nedenidir. Kanser tanısı almış hastalar içinde kalın bağırsak kanserleri ülkemizde erkeklerde ve kadınlarda 3. sırada izlenmektedir. Toplumda genelinde %5, ailesinde kalın bağırsak kanseri olanlarda %10-15 risk söz konusudur. Ülseratif kolit hastalığı taşıyanlarda ve aile bireylerinde spesifik genetik mutasyonların olduğu kişilerde risk %50’nin üzerine çıkar. Kolorektal kanser, GLOBOCAN verileri uyarınca dünyada 2018 yılı içinde yeni gelişen tüm kanserler arasında üçüncü en sık (%10) izlenen kanser türü olup, kansere bağlı ölümlerin ikinci en sık (%9) nedenidir. Yetmiş beş yaş üzerindeki kadınlarda kansere bağlı ölüm nedenleri arasında kolon ve rektum kanserleri meme kanserlerini geçmiştir.

Rektum kanseri için kimler risk altında?

Rektum kanserinin kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Yaşlanma ile birlikte rektum kanseri oluşma ihtimali artmaktadır, hastaların %90’ı tanı konulduğunda 50 yaşın üzerindedir. Diğer risk faktörleri arasında en sık ailesel kolorektal kanser öyküsü (özellikle yakın akrabalar), bireysel iltihabi bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, Crohn hastalığı) ve kalınbağırsak polipleri görülmektedir.

Rektum kanseri önlenebilir mi?

Rektum kanserini önlemek mümkün. Büyük çoğunluğu rektum duvarında yerleşik selim poliplerin zamanla kansere dönüşüm göstermesiyle ortaya çıkar. Kolonoskopi ile bu poliplerin saptanarak çıkarılması rektal kanser gelişme riskini azaltır. Toplum genelinde 45 yaş ve üzerinde tarama kolonoskopisi önerilmektedir. Bireysel ve ailesel risklere bağlı olarak daha erken yaşlarda tarama yapılabilir.

Rektum kanserinin semptomları nelerdir?

Sıklıkla bir bulgu vermeden sessiz ilerleyebilir ve rutin bir kolonoskopi esnasında saptanabilir. En sık bulguları bağırsak alışkanlığında değişiklik (kabızlık veya ishal), incelmiş dışkılama veya dışkıda kan görülmesidir. Karnın alt bölgelerinde ağrı, açıklanamayan kilo kaybı veya sürekli kendinizi yorgun hissetme gibi belirtiler de izlenebilir. Hemoroidler (basur) kansere neden olmamakla beraber benzer yakınmalara yol açabilirler.

Rektum kanseri tanısı için yapılan testler nelerdir?

  • Fizik muayene ve tıbbi öykü
  • Parmakla rektal muayene
  • Proktoskopi: muayene esnasında makattan rektumun ışıklı küçük bir cihaz ile değerlendirilmesi
  • Kolonoskopi: Kalın bağırsakların tamamının ışıklı bir cihazla polip, anormal alanlar veya kanser açısından değerlendirilmesi
  • Biopsi: Şüpheli görülen rektum alanından hücre/doku alınarak mikroskop altında kanser hücrelerine yönelik patolojik inceleme yapılması

Rektum kanserinin seyrini (prognozunu) ne belirler?

  • Kanserin evresi (ne derece ilerlemiş olduğu)
  • Kalınbağırsakta tıkanma olup olmadığı
  • Kitlenin ameliyatla çıkarılabilir olup olmadığı
  • Hastanın ek tedavileri (kemoterapi, radyoterapi) tolere edebilecek genel vücut sağlığı
  • Kanserin nüks edip etmediği

Rektum kanseri nasıl evrelendirilir?

Uzak Evreleme

Bilgisayarlı tomografi (BT) rektum dışına çıkmış kanser hücrelerinin oluşturduğu kitlelerin çoğunu gösterir. PET-BT ile uzak organlarda (akciğer, karaciğer, kemik) sıçrama değerlendirmesi yapılabilir. CEA kan testi ile tümörün aktivitesi değerlendirilebilir.

Lokal Evreleme

Manyetik rezonans görüntüleme (MR) lokal yayılımı değerlendirmek için en sık kullanılan tetkiktir. Tümörün duvarın dışına taşıp taşmadığını ve komşu organlara uzanıp uzanmadığı değerlendirilebilir. Ayrıca, rektumun etrafını saran lenf damarlarına sıçrama olup olmadığı incelenebilir.

Endoskopik ultrasonografi (EUS) ile rektum iç yüzeyinden başlayarak kitlenin duvardaki yayılım derinliği incelenebilir. Erken evrelerde yararlı bir yöntemdir.

Rektum kanseri nasıl tedavi edilir?

Günümüzde tedavide altın standart rektumun damar ve lenf ağıyla beraber cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Kemoterapi ve radyoterapi ile belli durumlarda tetkiklerle saptanabilen tümör dokusu kalmayabilir, ancak bu hasta grubun yönetiminde ameliyatsız seçenek tartışmalıdır. Ameliyatla rektumun çıkarıldığı olgularda patolojik evreden emin olmak mümkündür ve hastalığın kontrol altına alınmasına yönelik büyük bir mesafe kaydedilmektedir. Ameliyatsız yöntemde ise hastanın sık aralıklarla kontrolü ve radyolojik ve endoskopik yöntemlerle değerlendirilmesi gerekmekte, kitlenin nüksetmesi halinde ameliyat gerekmektedir. Bu koşullarda uygulanan ameliyatlarda makat fonksiyonlarını korumak mümkün olamayabilir.

Rektum kanseri ameliyatında tümörün yerleşim yerine bağlı olarak rektumun bir kısmı veya tamamı lenf nodları ile birlikte çıkarılmaktadır. Günümüzde hastaların büyük çoğunluğunda kalan kalın bağırsağın rektumun kalan bölümüne veya anüse dikilerek makat fonksiyonlarının korunması mümkün olmaktadır. Laparoskopik veya robotik yöntemlerle bu ameliyatlar karın duvarında büyük bir kesi yapılmadan gerçekleştirilebilir ve ameliyat sonrası dönemin daha ağrısız, aktif geçmesi ve bağırsak fonksiyonlarının erkenden kazanılması sağlanmaktadır.

Kanser kitlesinin rektumdaki yerleşim yeri, büyüklüğü, etraf dokularla ilişkisi, evresi gibi faktörler değerlendirilerek ameliyat öncesinde (neoadjuvan) veya sonrasında kemoterapi ve/veya radyoterapi tedavisi önerilebilir.

Hastalığın seyrini etkileyen en önemli faktörler nedir?

Tanı anındaki kanser evresi hastalığın seyrini belirleyen temel faktördür ve kitlenin duvardaki yayılım derinliği ne kadar az ise hastalığın tedavi başarısı o oranda artmaktadır. Bu nedenle tarama kolonoskopisi yapılması ve polip aşamasında hastalığın temizlenmesi en iyi korunma yöntemidir.

Tedavi sonrasında takip süreci nasıldır?

Hastalığın evresine uygun şekilde düzenli aralıklarla kan testleri (CEA), bigisayarlı tomografi çekimleri, parmakla muayene ve kolonoskopiler yapılarak nüks hastalık ve/veya uzak organlara sıçrama bulguları değerlendirilmektedir.

TOP