Perianal Fistülde Ağrı Olmadan Hastalık İlerleyebilir mi?

Evet, perianal fistül bazı dönemlerde belirgin ağrı oluşturmadan devam edebilir. Fistül kanalındaki akıntı dışarı rahatça boşaldığında içerideki basınç azalır ve hasta ağrı hissetmeyebilir. Ancak ağrının kaybolması fistül kanalının kapandığını veya hastalığın iyileştiğini göstermez. Dış açıklığın geçici olarak kapanması, akıntının yeniden birikmesine ve perianal apse gelişmesine yol açabilir.

Perianal fistül, anal kanal ile makat çevresindeki cilt arasında gelişen anormal bir bağlantıdır. Hastalık çoğunlukla anal kanal içindeki bezlerden başlayan enfeksiyonun apse oluşturmasıyla ortaya çıkar. Apse boşaldıktan sonra anal kanal ile cilt arasındaki yol kapanmadığında kalıcı bir fistül kanalı gelişir. Bu kanal dönem dönem akıntı, şişlik, tahriş ve ağrı oluşturabilir. Belirtilerin şiddeti ise kanalın yapısına, enfeksiyonun durumuna ve dış açıklığın açık kalıp kalmamasına göre değişir.

Perianal Fistülün Yapısı Ve Gelişim Süreci

Anal kanalın iç kısmında, salgı üreten küçük bezler bulunur. Bu bezlerden birinin çıkış yolu tıkandığında bakteriler dokunun içinde çoğalabilir. Enfeksiyon ilerledikçe irinle dolu bir boşluk, yani perianal veya anorektal apse oluşur.

Apse, cilde doğru kendiliğinden boşalabilir veya cerrahi drenajla açılabilir. Boşalma işlemi basıncı azalttığı için ağrı ve şişlik kısa sürede hafifleyebilir. Ancak enfeksiyonun başladığı anal bez ile cilt yüzeyi arasındaki yol açık kalırsa fistül gelişir.

Perianal fistül genellikle iki açıklık içerir:

  • Anal kanal veya rektum tarafındaki iç açıklık
  • Makat çevresindeki ciltte bulunan dış açıklık

Bu iki açıklığı birbirine bağlayan kanal, anal sfinkter kaslarının arasından veya çevresinden geçebilir. Fistülün kaslarla ilişkisi tedavi planını doğrudan etkiler. Yüzeysel ve az kas dokusu içeren bir kanal ile sfinkter kaslarının önemli bölümünü geçen karmaşık bir kanal aynı yöntemle tedavi edilmez.

Fistüller tek bir düz kanal şeklinde bulunabileceği gibi yan kollara, birden fazla dış açıklığa veya gizli apse boşluklarına sahip olabilir. Önceki ameliyatlar, tekrarlayan enfeksiyonlar ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları anatomiyi daha karmaşık hâle getirebilir.

Hastalığın dışarıdan yalnızca küçük bir cilt deliği şeklinde görünmesi, kanalın içerideki uzunluğu veya derinliği hakkında kesin bilgi vermez. Bazı fistüller kısa ve yüzeysel seyrederken bazıları anal kaslarla yakın ilişki kurar. Bu nedenle belirtilerin hafif olması hastalığın anatomik olarak basit olduğunu göstermez.

Ağrı Olmadan Perianal Fistül Nasıl Devam Eder?

Perianal fistülde ağrının temel nedenlerinden biri, kanal içinde irin ve iltihaplı sıvı birikmesidir. Dış açıklık açık kaldığında bu sıvı cilt yüzeyine boşalır. Kanal içindeki basınç düşük kaldığı için belirgin ağrı gelişmeyebilir.

Bazı hastalar ağrı yerine yalnızca iç çamaşırında sarımsı veya kötü kokulu bir leke fark eder. Akıntı az miktarda ve aralıklı geldiğinde kişi bunu terleme, cilt tahrişi veya temizlik sorunu olarak değerlendirebilir. Bu nedenle fistül uzun süre fark edilmeden devam edebilir.

Ağrısız seyirde görülebilen belirtiler şunlardır:

  • Makat çevresinde aralıklı akıntı
  • İç çamaşırında sarı, kahverengi veya kanlı lekeler
  • Ciltte küçük bir delik veya kabarıklık
  • Anal bölgede sürekli nem hissi
  • Hafif kaşıntı ve yanma
  • Aynı noktada dönem dönem şişlik
  • Kötü koku
  • Akıntı sonrasında azalan dolgunluk hissi

Fistül ağzından düzenli boşalma devam ettiği sürece hasta günlük yaşamını etkileyen ağrı yaşamayabilir. Ancak fistül kanalı varlığını sürdürür. Dış açıklık cilt iyileşmesiyle geçici olarak kapandığında akıntı içeride birikmeye başlar. Birkaç gün içinde hassasiyet, şişlik ve zonklayıcı ağrı gelişebilir.

Dış açıklık yeniden açıldığında irin boşalır ve ağrı hafifler. Hastaların bir kısmı bu tekrarlayan döngüyü “şişiyor, akıyor ve düzeliyor” şeklinde tarif eder. Şikâyetin kendiliğinden geçmesi hastalığın iyileştiği anlamına gelmez; çoğu zaman basıncın akıntıyla azalmasını gösterir.

Ağrı algısı da kişiden kişiye değişir. Kanalın yüzeysel konumu, akıntının miktarı, eşlik eden apse bulunmaması ve çevre dokudaki inflamasyonun sınırlı kalması yakınmaların hafif seyretmesine katkı sağlar. Diyabet, sinir hasarı veya bağışıklık sistemini etkileyen bazı durumlar da enfeksiyon belirtilerinin beklenenden daha silik görülmesine yol açabilir.

Ağrının Kaybolması İyileşme Anlamına Gelir mi?

Perianal fistül kronik bir kanal yapısıdır. Ağrının kaybolması çoğunlukla kanaldaki basıncın azalmasıyla ilişkilidir. Fistülün iç ve dış açıklığı varlığını sürdürdüğünde enfeksiyon kaynağı tamamen ortadan kalkmaz.

Dış açıklık açıkken kanal içeriği boşalır ve hasta rahatlar. Buna karşılık açıklık kapandığında içeride yeniden irin birikme riski doğar. Tekrarlayan kapanma ve açılma dönemleri çevre dokuda yeni yolların oluşmasına, yan kanalların gelişmesine veya apse boşluklarının büyümesine katkıda bulunabilir.

Ağrısız dönem ile iyileşmiş fistül arasındaki fark şu şekilde özetlenebilir:

Ağrısız Fistül Dönemi

  • Dış açıklıktan akıntı devam edebilir
  • Kanal içindeki basınç düşük kalır
  • Ciltte tahriş ve nem görülebilir
  • Dönemsel şişlik gelişebilir
  • Fistül yolu anatomik olarak varlığını sürdürür

Klinik İyileşme

  • İç ve dış açıklık kapanır
  • Fistül kanalında aktif enfeksiyon kalmaz
  • Sürekli veya tekrarlayan akıntı görülmez
  • Yeni apse oluşmaz
  • Muayene ve gerektiğinde görüntüleme bulguları iyileşmeyi destekler

Ciltteki dış deliğin kapanması da tek başına iyileşme kanıtı değildir. İç açıklık ve fistül kanalı devam ederken dış yüzeyin kapanması, akıntının içeride hapsolmasına yol açabilir. Bu durum yeni bir apse atağıyla kendini gösterebilir.

Perianal fistül çoğu zaman ilaçla kendiliğinden kapanan bir hastalık değildir. Antibiyotikler çevredeki akut enfeksiyonu kontrol altına almaya yardımcı olsa da mevcut fistül kanalını genellikle ortadan kaldırmaz. Tedavi yaklaşımı kanalın yeri, sfinkter kaslarıyla ilişkisi, fistülün basit veya karmaşık yapısı ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak planlanır.

Sessiz İlerlemenin Oluşturabileceği Sorunlar

Ağrı bulunmaması hastalığın zarar vermediğini göstermez. Fistül kanalı uzun süre açık kaldığında sürekli akıntı anal ciltte tahriş oluşturabilir. Nemli ortam, kaşıntı, yanma ve yüzeysel cilt yaraları gelişmesine zemin hazırlayabilir.

Dış açıklığın kapanması ise yeni apse oluşumuna yol açabilir. Apse yüzeysel yerleştiğinde makat çevresinde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet görülür. Daha derin apselerde dışarıdan belirgin bir şişlik bulunmayabilir. Hasta yalnızca rektum içinde basınç, derin ağrı, ateş veya genel hâlsizlik yaşayabilir.

Tedavisiz kalan fistüllerde görülebilecek durumlar şunlardır:

  • Tekrarlayan perianal apse
  • Yeni dış açıklıkların gelişmesi
  • Fistül kanalında yan kollar oluşması
  • Anal ciltte kronik tahriş
  • Sürekli akıntı ve kötü koku
  • Çevre dokuda sertleşme
  • Tedavi planının karmaşıklaşması
  • Günlük yaşam ve hijyen düzeninin etkilenmesi

Her fistül aynı hızla ilerlemez. Bazı kanallar uzun süre benzer yapıda kalabilir, bazıları ise tekrarlayan enfeksiyonlarla karmaşık hâle gelebilir. Belirtilere bakarak fistülün ilerleyip ilerlemediğini kesin biçimde belirlemek mümkün değildir.

Crohn hastalığına bağlı perianal fistüller daha karmaşık seyredebilir. Birden fazla kanal, geniş inflamasyon alanları ve tekrarlayan apseler görülebilir. Bu hastalarda bağırsak hastalığının aktivitesi ile perianal bölgedeki hastalık birlikte değerlendirilir.

Kötü koku veya sürekli akıntı sosyal yaşamı etkileyebilir. Hastalar iç çamaşırını sık değiştirme, ped kullanma veya uzun süre oturmaktan kaçınma ihtiyacı hissedebilir. Şikâyetlerin ağrısız seyretmesi bu etkileri ortadan kaldırmaz.

Perianal Fistül Tanısı Nasıl Konur?

Tanı süreci hastanın şikâyetlerinin ayrıntılı değerlendirilmesiyle başlar. Daha önce perianal apse geçirip geçirmediği, apsenin kendiliğinden boşalıp boşalmadığı, cerrahi drenaj uygulanıp uygulanmadığı ve akıntının ne kadar süredir devam ettiği önem taşır.

Muayenede makat çevresindeki cilt incelenir. Dış açıklık küçük bir çukur, kabarıklık veya granülasyon dokusu şeklinde görülebilir. Hafif basınçla irinli ya da kanlı akıntı gelebilir. Aynı bölgede eski apse izleri ve ciltte sertleşme bulunabilir.

Tanı değerlendirmesinde şu bilgiler dikkate alınır:

  • Akıntının rengi, miktarı ve kokusu
  • Ağrının bulunup bulunmaması
  • Şişliğin tekrarlama sıklığı
  • Ateş veya titreme öyküsü
  • Önceki apse ve fistül ameliyatları
  • Bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler
  • İshal, karın ağrısı ve kilo kaybı
  • Crohn hastalığı veya başka bağırsak hastalığı öyküsü
  • Dışkı ve gaz kontrolünün mevcut durumu

Basit ve yüzeysel fistüllerde klinik muayene yeterli anatomik bilgi sağlayabilir. Karmaşık, tekrarlayan veya dışarıdan tam olarak değerlendirilemeyen fistüllerde pelvik manyetik rezonans görüntüleme kullanılabilir. Bu yöntem fistül kanalını, yan dalları, gizli apse boşluklarını ve anal sfinkter kaslarıyla ilişkiyi göstermeye yardımcı olur.

Endoanal ultrasonografi de seçilmiş hastalarda kanalın yapısını ve sfinkter ilişkisini değerlendirmek için kullanılabilir. Crohn hastalığından şüphelenildiğinde bağırsakların ayrıca incelenmesi gerekebilir. Görüntüleme kararı her fistül hastasında otomatik olarak verilmez; klinik bulgular ve fistülün karmaşıklığı bu ihtiyacı belirler.

Tedavi Planında Fistülün Yapısı Neden Önemlidir?

Perianal fistül tedavisinde temel amaç fistül kanalını kontrol altına alırken anal sfinkter kaslarını korumaktır. Bu kaslar dışkı ve gaz kontrolünde önemli görev üstlenir. Kanalın geniş biçimde kesilmesi kas hasarına ve dışkı kontrolü sorunlarına yol açabileceği için tedavi fistül anatomisine göre seçilir.

Yüzeysel ve sfinkter kaslarının küçük bölümünü geçen fistüllerde fistülotomi uygulanabilir. Bu işlemde kanal açılarak tabandan iyileşmesi sağlanır. Daha fazla kas dokusunu geçen veya karmaşık özellik taşıyan fistüllerde sfinkteri koruyan yöntemler değerlendirilir.

Tedavi seçenekleri arasında şunlar yer alabilir:

  • Fistülotomi
  • Gevşek seton uygulaması
  • Kesici setonun seçilmiş kullanımı
  • LIFT işlemi
  • İlerletme flebi
  • Seçilmiş vakalarda fistül tıkacı veya doku yapıştırıcıları
  • Crohn hastalığında medikal ve cerrahi tedavinin birlikte planlanması

Seton, fistül kanalından geçirilen cerrahi bir materyaldir. Gevşek seton akıntının kontrollü biçimde devam etmesini sağlayarak apse riskini azaltabilir. Özellikle aktif enfeksiyon bulunan veya sfinkter kaslarını geçen fistüllerde tedavinin aşamalı yürütülmesine yardımcı olur.

LIFT yönteminde sfinkterler arasındaki fistül yolu bulunur ve bağlanır. İlerletme flebinde iç açıklık çevredeki sağlıklı doku kullanılarak kapatılır. Her yöntemin başarı oranı, iyileşme süreci ve tekrar riski fistülün özelliklerine göre değişir. Tek bir yöntem bütün fistüller için uygun değildir.

Ağrısız bir fistülde tedavinin gereksiz olduğu düşünülmemelidir. Tedavi kararını yalnızca ağrı düzeyi değil; akıntı, tekrarlayan apse, fistül anatomisi, sfinkter ilişkisi, eşlik eden hastalıklar ve yaşam kalitesi belirler.

Hangi Belirtiler Hızlı Değerlendirme Gerektirir?

Ağrısız ve az akıntılı fistüller çoğu zaman acil tablo oluşturmaz. Buna karşılık dış açıklığın kapanması ve yeni apse gelişmesi belirtileri hızla şiddetlendirebilir.

Aşağıdaki bulgular gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirir:

  • Giderek artan veya zonklayıcı makat ağrısı
  • Makat çevresinde hızla büyüyen şişlik
  • Kızarıklık ve belirgin sıcaklık artışı
  • Ateş, titreme veya genel durum bozukluğu
  • Akıntının aniden kesilmesiyle başlayan ağrı
  • İrinli ve kötü kokulu akıntıda belirgin artış
  • Dışkı ya da gaz kontrolünde yeni gelişen değişiklik
  • Bağışıklık sistemini etkileyen hastalıkla birlikte anal şikâyetler
  • Diyabet varlığında ilerleyen enfeksiyon bulguları

Şiddetli ağrı ve ateş, fistül kanalında veya çevre dokuda apse gelişimini düşündürebilir. Apse tedavisinde yalnızca antibiyotik kullanımı çoğu zaman yeterli olmaz; irinli boşluğun uygun şekilde drene edilmesi gerekir. Yüzeysel apseler muayenede belirginleşirken derin apseler görüntüleme gerektirebilir.

Perianal fistülde ağrının bulunmaması hastalığın sona erdiğini göstermez. Dış açıklıktan akıntının sürmesi kanal içindeki basıncı azaltarak ağrıyı baskılayabilir. Kanalın devam etmesi ise tekrarlayan apse, yeni dallanma ve kronik cilt tahrişi riskini korur. Aynı bölgede dönem dönem akıntı, şişlik veya kötü koku yaşayan kişilerde fistül anatomisinin değerlendirilmesi, hastalığın basit ya da karmaşık yapısının belirlenmesini ve anal kasları koruyan uygun tedavi planının oluşturulmasını sağlar.

Sizinle İletişime Geçelim

Sorularınız için formu doldurun, en kısa sürede dönüş sağlayalım.


Genel Cerrahi Uzmanı
General Surgeon |  + posts

Prof. Dr. Emre Sivrikoz; genel cerrahi alanında uluslararası deneyime sahip bir cerrahtır. İstanbul’da özel muayenehanesinde hizmet vermektedir. Kolon ve rektum kanserlerinin modern cerrahi tedavisi, hemoroid, makat fistülü, makat çatlağı ve pelvik taban hastalıkları başlıca uzmanlık alanlarıdır. Açık, laparoskopik ve robotik cerrahi tekniklerini kişiye özel yaklaşımla uygulamaktadır. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamlamış; ABD’de USC Keck School of Medicine ve İngiltere’de dünyanın önde gelen merkezlerinden St Mark’s Hospital’da ileri düzey eğitim almıştır. Avrupa Koloproktoloji Board sertifikalıdır (FEBS). American College of Surgeons üyesidir (FACS).

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir