
Hemoroid tedavisinde Doppler yöntemi, hemoroidleri besleyen atardamarların Doppler yardımıyla tespit edilerek bağlanmasına dayanan, dokunun çıkarılmasını gerektirmeyen cerrahi yöntemlerden biridir. Özellikle uygun evredeki iç hemoroidlerde kanama ve sarkma gibi şikâyetlerin kontrol altına alınması amacıyla tercih edilebilir. Yöntemin hastaya uygunluğu hemoroidin derecesine, sarkmanın boyutuna, eşlik eden makat bölgesi hastalıklarına ve muayene bulgularına göre belirlenir. Klasik hemoroid ameliyatlarından farklı olarak hemoroid dokusunu kesip çıkarmak yerine dokuyu besleyen kan akımını azaltmayı hedefler.
Hemoroid Nedir ve Neden Oluşur?
Hemoroid, makat kanalında doğal olarak bulunan damar yastıkçıklarının genişlemesi, aşağı doğru yer değiştirmesi ve belirti oluşturmaya başlamasıyla ortaya çıkar. Kabızlık, uzun süreli ıkınma, düzensiz bağırsak alışkanlıkları, gebelik, fazla kilo ve uzun süre hareketsiz kalmak hemoroid şikâyetlerini artırabilen faktörler arasındadır.
Hemoroidler genel olarak iç ve dış hemoroid şeklinde değerlendirilir. İç hemoroidlerde dışkılama sırasında kanama ve ilerleyen dönemlerde makattan dışarı çıkan doku ön plana çıkabilir. Dış hemoroidlerde ise makat çevresinde şişlik, hassasiyet ve özellikle pıhtı oluştuğunda belirgin ağrı görülebilir.
Her makat kanaması hemoroidden kaynaklanmaz. Anal Fissür, bağırsak polipleri ve kalın bağırsakla ilişkili farklı hastalıklar da kanamaya neden olabilir. Bu nedenle özellikle tekrarlayan veya nedeni bilinmeyen kanamalarda yalnızca belirtilere bakarak hemoroid tanısı koymak doğru değildir.
Doppler Yöntemiyle Hemoroid Tedavisi Nasıl Yapılır?
Doppler destekli hemoroid cerrahisinde temel amaç, hemoroidal dokuyu besleyen arterleri belirlemek ve bu damarlardaki kan akımını azaltmaktır. Bu yöntem Doppler-guided hemorrhoidal artery ligation (DGHAL) veya transanal hemorrhoidal dearterialization (THD) gibi isimlerle de anılabilir.
İşlem sırasında Doppler özelliğine sahip özel bir cihaz makat kanalına yerleştirilir. Cihaz, hemoroidal dokuyu besleyen arterlerin yerini ses dalgaları yardımıyla belirlemeye yardımcı olur. Cerrah tespit ettiği damarları dikişlerle bağlar.
Kan akımının azalmasıyla hemoroidal dokudaki basıncın ve kanamanın azalması hedeflenir. Eğer hemoroid dokusunda belirgin sarkma bulunuyorsa damar bağlama işlemine mukopeksi adı verilen dokuyu yukarı taşıma işlemi de eklenebilir.
Doppler ile Hemoroid Damarlarının Tespit Edilmesi
İşlemin ilk aşamasında hemoroidleri besleyen arterler Doppler sinyalleri kullanılarak belirlenir. Bu aşama, cerrahın doğrudan hedef damarlara ulaşmasını sağlar.
Damarların yerlerinin tek tek belirlenmesi, yöntemin klasik hemoroid ameliyatlarından ayrıldığı temel noktalardan biridir.
Hemoroidal Arterlerin Bağlanması
Tespit edilen arterlere dikiş uygulanarak kan akımı azaltılır. Hemoroid dokusuna ulaşan kan miktarı azaldıkça dokunun zaman içerisinde küçülmesi hedeflenir.
Bu aşamada hemoroidal dokunun tamamının cerrahi olarak çıkarılması gerekmez. Bu nedenle uygun hastalarda ameliyat sonrası doku travması klasik eksizyonel yöntemlere göre daha sınırlı kalabilir.
Sarkmış Hemoroid Dokusu Nasıl Düzeltilir?
İleri derecede iç hemoroidlerde yalnızca kanama değil, dışkılama sırasında makattan dışarı çıkan doku da önemli bir şikâyet oluşturabilir. Böyle durumlarda arterlerin bağlanmasına ek olarak mukopeksi uygulanabilir.
Cerrah sarkan dokuyu dikişlerle yukarı doğru taşıyarak anatomik konumuna yaklaştırır. Böylece Doppler yöntemi yalnızca hemoroidin kanlanmasını azaltmayı değil, uygun vakalarda sarkma şikâyetini de kontrol etmeyi amaçlar.
Doppler Yöntemi Hangi Hemoroidlerde Kullanılır?
Her hemoroid hastası için aynı tedavi yöntemi uygun değildir. Hemoroidin derecesi, iç veya dış yerleşimli olması, kanama sıklığı, sarkma miktarı ve daha önce uygulanan tedaviler yöntem seçiminde önem taşır.
Doppler destekli yöntem özellikle belirti veren iç hemoroidlerde değerlendirilebilir. İleri derecede dış komponenti bulunan veya farklı makat hastalıklarının eşlik ettiği kişilerde başka cerrahi seçenekler daha uygun görülebilir.
Bu nedenle Hemoroid Tedavisi planlanırken yalnızca hastanın şikâyetlerine değil, fizik muayene ve gerekli durumlarda gerçekleştirilen ek incelemelere de bakılır.
Özellikle dışkılama sırasında kanama, ele gelen şişlik veya sarkma gibi belirtiler varsa hemoroidin derecesinin belirlenmesi tedavi seçiminin önemli bir parçasıdır.
Doppler Yönteminin Avantajları Nelerdir?
Doppler yönteminin öne çıkan özelliklerinden biri hemoroid dokusunun kesilerek tamamen çıkarılmasına gerek kalmadan uygulanabilmesidir. Bu özellik uygun hastalarda ameliyat sonrası sürecin daha konforlu geçmesine katkı sağlayabilir.
Yöntemin potansiyel avantajları arasında şunlar yer alır:
- Hemoroidi besleyen damarların hedeflenmesi
- Doku çıkarılmasının sınırlı veya gereksiz olması
- Ameliyat sonrası ağrının bazı klasik cerrahi yöntemlere göre daha az olabilmesi
- Günlük aktivitelere dönüş süresinin daha kısa olabilmesi
- Sarkma bulunan uygun hastalarda mukopeksi uygulanabilmesi
Bununla birlikte hiçbir hemoroid tedavisi tüm hastalarda aynı sonucu vermez. Doppler yönteminden sonra da hemoroid şikâyetlerinin tekrarlaması mümkündür. Tedavinin başarısını hemoroidin derecesi, kullanılan teknik ve hastanın bağırsak alışkanlıkları gibi farklı faktörler etkileyebilir.
Doppler Yöntemi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
Doppler destekli işlem sonrasında hastanın toparlanma süresi yapılan işlemin kapsamına göre değişir. İlk günlerde makat bölgesinde dolgunluk, hassasiyet, dışkılama sırasında rahatsızlık veya hafif kanama görülebilir.
Bu dönemde dışkının sertleşmesini önlemek önem taşır. Yeterli su tüketmek, lif içeriği dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak ve doktorun önerdiği bağırsak düzenleyici uygulamalara uymak dışkılama sırasında zorlanmayı azaltabilir.
Ağır kaldırma ve yoğun fiziksel aktiviteler konusunda cerrahın belirlediği süreye uyulması gerekir. Günlük aktivitelere dönüş ise kişinin yaptığı işe ve işlemin kapsamına göre planlanır.
İyileşme döneminde şiddetli veya giderek artan ağrı, yoğun kanama, ateş ya da beklenmeyen başka belirtiler gelişirse cerrahi değerlendirme gerekir.
Hemoroid Tekrarlar mı?
Hemoroid tedavisinden sonra tekrar şikâyet gelişme ihtimali tamamen ortadan kalkmaz. Doppler yöntemi hemoroidal damarların kan akımını azaltmayı hedeflese de hemoroid oluşumuna katkıda bulunan bağırsak alışkanlıkları devam edebilir.
Özellikle uzun süreli kabızlık ve ıkınma hemoroid şikâyetlerinin yeniden ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle tedavi sonrası dönemde bağırsak düzeninin korunması önem taşır.
Dışkılama sırasında uzun süre tuvalette oturmamak, yeterli sıvı almak, lif tüketimini kişinin ihtiyacına göre düzenlemek ve fiziksel hareketliliği korumak günlük yaşamda uygulanabilecek temel önlemler arasındadır.
Hemoroid Kanaması Ne Zaman Araştırılmalıdır?
Hemoroid kanaması genellikle parlak kırmızı renkte görülür ve dışkılama sırasında ortaya çıkabilir. Ancak makattan gelen kanın otomatik olarak hemoroide bağlanması doğru değildir.
Özellikle yeni başlayan, tekrarlayan veya bağırsak alışkanlıklarında değişiklikle birlikte görülen kanamalarda altta yatan neden araştırılmalıdır. Hastanın yaşı, aile öyküsü ve eşlik eden belirtileri değerlendirilerek gerekli durumlarda Kolonoskopi planlanabilir.
Kolonoskopi sırasında kalın bağırsak ve rektum doğrudan incelenebilir. Böylece Kolon Polipleri gibi kanamaya yol açabilecek oluşumlar değerlendirilebilir ve gerektiğinde örnekleme veya polip çıkarılması gerçekleştirilebilir.
Bu değerlendirme, hemoroid şikâyetlerinin başka bağırsak hastalıklarından ayrılmasına yardımcı olur.
Doppler Yöntemi mi Klasik Hemoroid Ameliyatı mı?
Bu iki yöntem arasında herkes için geçerli tek bir tercih bulunmaz. Klasik hemoroid cerrahisinde sorun oluşturan hemoroidal dokular çıkarılırken Doppler yönteminde temel olarak bu dokuları besleyen arterlerin kan akımı azaltılır.
Doppler destekli yaklaşım belirli iç hemoroidlerde avantaj sağlayabilirken büyük dış hemoroidler, ileri derecede prolapsus veya karmaşık hemoroidal hastalık durumunda farklı cerrahi yöntemler gündeme gelebilir.
Bu nedenle tedavi yöntemi belirlenirken “hangi yöntem daha iyi?” sorusundan çok “hangi yöntem mevcut hemoroid yapısına daha uygun?” sorusu önem taşır.
Hemoroid Tedavisinde Kişiye Özel Planlama Neden Önemlidir?
Hemoroid aynı isimle tanımlansa da her hastada aynı şekilde seyretmez. Bir kişide temel şikâyet kanama iken başka bir kişide sarkma, kaşıntı, şişlik veya dışkılama sırasında rahatsızlık daha belirgin olabilir.
Ayrıca hemoroide Anal Fistül veya anal fissür gibi farklı makat bölgesi hastalıkları eşlik edebilir. Bu nedenle yalnızca tek bir belirti üzerinden tedavi planlamak yerine makat bölgesinin bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Doppler yöntemi de bu seçeneklerden biridir. Muayene sonrasında hemoroidin tipi ve derecesi belirlenerek Doppler destekli cerrahinin mi yoksa farklı bir yaklaşımın mı daha uygun olduğu kişiye özel olarak planlanır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Doppler ile hemoroid tedavisi ağrılı mıdır?
Hemoroid dokusunun tamamen çıkarılmadığı bir yöntem olduğu için bazı hastalarda klasik cerrahi yöntemlere kıyasla ameliyat sonrası ağrı daha sınırlı olabilir. Ancak ağrı düzeyi kişiden kişiye ve uygulanan işlemin kapsamına göre değişir.
2. Doppler yöntemi her hemoroid hastasına uygulanır mı?
Hayır. Hemoroidin derecesi, iç veya dış yerleşimi, sarkma miktarı ve hastanın diğer bulguları yöntemin uygunluğunu belirler. Bu nedenle önce muayene gerekir.
3. Doppler hemoroid tedavisinden sonra hemoroid tekrarlar mı?
Tekrarlama ihtimali tamamen ortadan kalkmaz. Hemoroidin derecesi, uygulanan teknik ve kabızlık ile ıkınma gibi faktörlerin devam etmesi tekrar riskini etkileyebilir.
4. Doppler yöntemi sonrasında günlük hayata ne zaman dönülür?
Süre yapılan işlemin kapsamına, hastanın genel durumuna ve yaptığı işe göre değişir. Uygun hastalarda günlük aktivitelere dönüş klasik eksizyonel cerrahilere göre daha kısa sürebilir.
5. Hemoroid kanaması varsa kolonoskopi gerekir mi?
Her hemoroid hastasında kolonoskopi zorunlu değildir. Ancak yaş, aile öyküsü, tekrarlayan kanama, bağırsak alışkanlığında değişiklik veya başka risk faktörleri varsa doktor kolonoskopi önerebilir.
Sizinle İletişime Geçelim
Sorularınız için formu doldurun, en kısa sürede dönüş sağlayalım.
Prof. Dr. Emre Sivrikoz; genel cerrahi alanında uluslararası deneyime sahip bir cerrahtır. İstanbul’da özel muayenehanesinde hizmet vermektedir. Kolon ve rektum kanserlerinin modern cerrahi tedavisi, hemoroid, makat fistülü, makat çatlağı ve pelvik taban hastalıkları başlıca uzmanlık alanlarıdır. Açık, laparoskopik ve robotik cerrahi tekniklerini kişiye özel yaklaşımla uygulamaktadır. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamlamış; ABD’de USC Keck School of Medicine ve İngiltere’de dünyanın önde gelen merkezlerinden St Mark’s Hospital’da ileri düzey eğitim almıştır. Avrupa Koloproktoloji Board sertifikalıdır (FEBS). American College of Surgeons üyesidir (FACS).
- Prof. Dr. Emre Sivrikoz
- Prof. Dr. Emre Sivrikoz
- Prof. Dr. Emre Sivrikoz
- Prof. Dr. Emre Sivrikoz
